Travma sonrası stres bozukluğu (post-traumatic stress disorder PTSD), travma ve stresle ilişkili bir rahatsızlıktır; bir olayın ortaya çıkması veya ölüm, ciddi fiziksel hasar veya şiddetin meydana geldiği veya yaşamın tehdit edildiği bir olaya maruz kaldıktan sonra gelişebilir. Travma sonrası stres bozukluğunu tetikleyebilecek travmatik olaylar arasında şiddet içeren kişisel saldırılar, doğal ya da doğal olmayan felaketler, kazalar ya da askeri çatışmalar sayılabilir.

Toplumda ruhsal travma yaşayan pek çok kişi olmasına rağmen ancak bir kısmı (örneğin depremi yaşayanlarda yüzde 20’si) travma sonrası stres hastalığına yakalanır. Bu da, bazı kişilerde hastalığa bir yatkınlık olabileceğini ya da bazılarının hastalığa karşı daha dayanıklı olduğunu düşündürür. Ruhsal travmalardan sonra kimlerin hastalanacağını veya kimlerin uzun süre hasta olarak kalacağını önceden bilmek kişi ve ailesi için olduğu kadar toplum için de önemlidir. Özellikle deprem gibi felaketlerden etkilenen kişi sayısının milyonlarla ifade edilmesi konunun ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir. Geçmişte başka ruhsal travma yaşayanların, daha önce ruhsal hastalık geçirmiş olanların veya ruhsal hastalık yaşayan yakını bulunan kişilerin TSSB’ye yakalanma ihtimali daha fazladır.  

TSSB’de ‘cinsiyet’ faktörü

Yapılan araştırmalar kadınların erkeklere oranla ruhsal travmalardan sonra TSSB’ye daha sık yakalandığını göstermektedir. Travmanın türü ne olursa olsun, TSSB kadınlarda erkeklerden 2-3 kat daha fazla görülmektedir. Literatürdeki bilimsel araştırma verilerinin sonuçlarına bakıldığında sadece TSSB değil anksiyete bozukluklarının da kadınlar da sıklığı (insidans veya prevalans) daha yüksektir. Evrimsel bakış açısına göre; daha fazla kaygılandıkları, daha duyarlı oldukları, daha fazla koruma içgüdüsüne sahip oldukları ve duyguları bastırmadan-baskılamadan yaşadıkları için, kadınlarda anksiyete ve TSSB’ye daha sık rastlandığı söylenebilir. Bu durumda anksiyetenin olmadığı veya çok az olduğu bireylerde psikiyatrik bir bozukluktan bahsetmek mümkün olabilir mi? Koronavirüs pandemisinin bilimsel verileri erkeklerde ölümlerin daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Anksiyete duymamak, anksiyeteyi yüksek yaşamanın simetrik bir bozukluğu olarak gelecek DSM veya ICD tanı sistemlerinde yerini alabilir mi?

1908’de ortaya konulan Yerkes-Dodson yasasına göre maksimum performans için yüzde 50 anksiyete gereklidir. Sosyal duyarlılık ve başkalarının yaşamlarına saygılı olmak performans gerektiriyor ise şayet, modern bakış açısıyla anksiyetenin iki yüzünü de hesaba katmak gerektiğini düşünüyorum.    

Kadınlarda genel olarak psikiyatrik bozukluklarının daha yüksek olduğunu düşünmek, fenomenin yarısını görmek, diğer yarısını görmezden gelmek olabilir. Pandeminin gözlemleri doğrultusunda iki simetrik çarpık davranış biçimi söz konusudur. İlki aşırı kaygı ve korkuya kapılıp aşırı önlem alma veya temizlik davranışı sergileme, ikinci davranış paterni ise sıfır kaygı ile virüsün yayılmasında başrolü oynama. İnsan türü için hangisi daha tehlikeli veya psikiyatrik bozukluk olarak ele alınmalı iyi düşünülmesi gereken bir durumdur.      

TSSB Belirtileri

Travmatik olayı yeniden yaşama ile ilgili belirtiler:

  • Kötü rüyalar ya da olay hakkında üzücü anılar
  • Davranışlar ya da sanki olayın tekrar başlamış gibi hissetmek (flashback olarak bilinir)
  • Dissosiyatif reaksiyonlar veya mevcut çevrenin farkındalığı kaybı
  • Etkinliği hatırladığında birçok duygusal duyguya sahip olmak
  • Etkinliği hatırladığında çok fazla fiziksel hassasiyete sahip olmak (kalp poundları ya da bir atışı yitirmek, terlemek, nefes almakta zorluk çekmek, hafif hissetmek, kontrol kaybı hissetmek)

Travmatik olayın hatırlatılmasını önlemekle ilgili belirtiler:

  • Etkinlikle ilgili düşünceler, konuşmalar veya duygulardan kaçınmak
  • Etkinlikle ilişkili kişileri, etkinlikleri veya yerleri engellemek

Düşünce veya duygudurumdaki olumsuz değişikliklerle ilgili belirtiler:

  • Orijinal travmanın önemli bir bölümünü hatırlamakta güçlük çekmek
  • Uyuşmuş hissetmek veya şeylerden kopmak
  • Sosyal aktivitelere ilgi eksikliği
  • Olumlu ruh halleri yaşayamam
  • Geleceğe dair karamsarlık

Uyarılma ve reaktivite semptomları:

  • Düşme veya uykuda kalma problemi de dahil olmak üzere Zorluklar
  • Sinirlilik ve öfke patlamaları
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Kendini rahat hissetmek
  • Aşırı Farkındalık (hipervijilans)

Bazı kişiler için duyarsızlaşma ile ilgili diğer semptomlar (kişinin bedenine ve düşüncelerine / duygularına bir gözlemci gibi hissetmek) ya da (çevrenin gerçekliğini deneyimlemek) derdilleştirme de olabilir.

Tedavi

  • Psikoterapiler: Özetle ve genel bir bakışla korku nedeniyle kaçınılan durumların üstüne gidilmesidir. İmajinasyon ile alıştırma, anksiyete ile başa çıkma eğitimi, sistematik duyarsızlaştırma, stres aşılama eğitimi gibi modülleri bazı tekniklerdir. Ancak psikoterapinin özü Mikro-travmalar ile yüzleşmedir. Mikro-travmalar ile ilgili başka bir yazı hazırlayacağım. Mikro-travma kavramı üzerine durulması gereken psikoterapinin ve kişilik yapımızın en önemli belirleyicilerindendir.  
  • Psikofarmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavide etkinliği kanıtlanmış ilaçlar gerekli görüldüğünde psikoterapi ile eş zamanlı kullanılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir