Panik atak ve panik bozukluk farklı durumlardır. Panik atak her sağlıklı bireyde veya birçok psikiyatrik bozuklukta görülebilir. Panik bozukluk diyebilmek için panik atakla birlikte beklenti anksiyetesi yani panik atağın tekrarlayacağı ile ilgili yoğun korku ve ilişkili davranış ve düşüncelerin olması gerekmektedir. Araştırmalar Panik Bozukluğunda genetik bir yatkınlık olabileceğini göstermektedir.

Her 100 kişiden 4-5’i yaşamında bir kez panik atağı geçirir. Bireyin kendi üzerindeki kontrolü kaybettirecek kadar şiddetle hükmeden büyük bir korkudur. Dehşet duygusu, aniden başlayan yoğun bir korku, endişe, dehşet içinde kalma, kötü bir sonuç kötü bir felaketle karşılaşacağı hissi ve de solunum ve dolaşım sistemiyle ilgili belirtilerle gözlenir. Kadınlarda daha sık görülür. Genellikle 20-30 yaşları arasında başlar. Panik ataklarının genellikle stresli bir yaşam olayından sonra başladığı bilinmektedir. Bir yakının ölümü, ayrılık, yeni bir yere taşınma, yeni bir işe başlama gibi olaylar panik atakları için tetikleyici olurlar. Bunların dışında Panik atağı yaşayanların kendi bedensel belirtilerini fazlasıyla gözlemledikleri ve önemsiz bir sinyali bile bir felaketle sonuçlanacakmış gibi yorumladıkları gözlenmiştir.

Aslında panik atağı vücudun bir korku veya strese verdiği tepkinin aşırı halidir. İnsan vücudunda, içeriden veya dışarıdan gelecek bir tehlikeye karşı tepki vermek üzere gelişmiş bir ‘alarm sistemi’ bulunur. Bir tehdit veya tehlike durumunda vücudun ‘savaş ya da kaç’ refleksine bağlı olarak panik atağında görülen belirtiler meydana gelir. Bu reflekste vücudun gerekli bölgelerine kan daha hızlı taşınsın diye kalp daha hızlı atmaya başlar ki bu da çarpıntı olarak yaşanır. Kaslara oksijen ulaştırmak üzere kişi daha hızlı nefes alıp verir. Kanın büyük bir kısmı kaslara gideceğinden kişide karında rahatsızlık hissi veya karıncalanma, yüzde solukluk gibi belirtiler oluşur. Bunları diğer belirtiler izler. Tehlikelere karşı gelişmiş olan bu sistem panik bozukluğu olanlarda daha hızlı devreye girmektedir. Küçük bir bedensel belirti algılanması korkuyu artırmakta ve bu zincirleme belirtiler başlamaktadır.

Belirtiler

  • Nefes darlığı
  • Ölüm korkusu
  • Kontrolünü kaybedeceği, çıldıracağı korkusu
  • Göğüste ağrı ya da sıkışma
  • Çarpıntı
  • Terleme
  • Titreme
  • Bulantı
  • Karın ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Bayılacakmış gibi hissetme
  • Üşüme
  • Ateş basması
  • Uyuşma
  • Karıncalanma
  • Soluğun kesilir gibi olması
  • Depersonalizyon (kendine yabancı hissetme)
  • Derealizasyon (çevreye yabancı hissetme)

Önemli özellikleri;

  • Ani ve dayanılmaz korku
  • Belirli ve fark edilebilir bir sebebinin olmaması
  • Gerçek bir stres durumunda olan kişilerde görülen sıkıntıdan çok daha şiddetli hissedilmesi
  • Beraberinde çok sayıda bedensel ve psikolojik belirtilerin olması

Tedavi

Bilişssel Davranışçı Terapi: Gevşeme egzersizleri, solunum egzersizleri, kontrollü nefes alma, belirtileri arttırma yöntemi ile panik atağı ortaya çıkarıp onu denetlemeyi öğretmek gibi modüllerle çalışılır.

Psikoanalitik Grup Terapisi (Grup Analizi): Psikanalitik çerçeve dahilinde (zaman, mekan,) üyeler (4-10 kişi arası) ve kondüktörün katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Genellikle haftada bir kez bir buçuk saatlik seanslardan oluşmaktadır. Grup yeni katılımcılara açıktır ve hedeflerine ulaşmış veya kişisel süreçlerinde tatmin edici bir seviyeye ulaştıklarını düşünen katılımcıların ayrılışlarına izin verir. Terapi süresi bireysel ihtiyaçlara göre değişir (ortalama 9 ay-3 yıl).

Psikofarmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavide etkinliği kanıtlanmış ilaçlar gerekli görüldüğünde psikoterapi ile eş zamanlı kullanılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir