Psikiyatr, aile terapisti ve grup analisti olan Harold Behr, aile sırlarından başlayarak grup süreçlerinde sır saklama, mahremiyet, dürüstlük ve ihanetin görüngülerini ele aldığı makalesinde* mahremiyetin bütünleşmeye hizmet ettiğini, buna karşılık mahremiyetle karıştırılmaması gereken ‘sır saklama’nın ise yıkıcı bir süreç ortaya çıkararak bölmeyi ve parçalanmayı teşvik ettiğini söyler.

Behr’in makalesinin en çarpıcı kısımlarından birinde aile sırlarıyla ilgili bir seminer çalışmasına yer verilmiştir. Bu çalışmasında, öğrencilerinin çağrışımları sonucu aile sırları listesinde yer alan başlıklar; cinsel istismar, aile içi şiddet, alkol-madde kötüye kullanımı, aids, şizofreni vb. şeklindedir. Seminerin tartışma kısmında aile içinde saklanan bir cinsel istismar durumunun aile dinamikleri üzerindeki etkisi ele alındığında, istismarcı ebeveyn ve istismara uğrayan çocuğun ve hatta ailenin bütününün, toplumun geri kalanından nasıl izole oldukları vurgulanmıştır. Bu durum sadece çocuğun semptomlarının dışarıdan birileri tarafından fark edilmesi ve çözülmesi ile ortadan kalkabilir. Semptomlar, saklanan sırların gizil ifadesi olmuştur da denebilir.

Özellikle toplumsal düzeyde sonuçları bakımından doğru anlaşılması gereken iki kavramın grup süreçleri üzerindeki etkilerini etraflıca ele alan bu zengin ve derinlikli metni okumak isteyen meslektaşlar için makalenin künyesi şöyle: *Harold Behr, Secrecy and Confidentiality in Groups, Group Analysis, 39(3):356–365.DOI: 10.1177/0533316406066594