Psikolojik ağrının önde gelen özelliği ağır ve uzun süreli ağrıdır. Ağrı gerçekte doku hasarının belirtisidir. Psikolojik ağrıda doku hasarı olmaz ya da hasar olsa bile olan ağrının şiddetini ortaya çıkaracak kadar hafif olmaz. Yani o hastalık veya doku hasarı için beklenen ağrıdan daha fazla hissedilir ve yaşanır. Ağrıyı açıklayacak organik bir neden bulunmaz. Organik bir neden varsa bile belirti bu organik bozuklukla uyumlu değildir. Bu bozukluğu yaşayan hastaların ağrıyı duyma/hissetme eşikleri de düşüktür. Yani diğer kişilerde ağrı uyaranı az miktarda ağrı hissettirirken ağrı bozukluğu yaşayan kişilerde daha fazla hissedilir. Bu da ağrı belirtilerinin abartılması şeklinde anlaşılmaktadır. Bazen ortaya çıkan ağrı çevresindekilerin ilgisini toplamak üzere abartılarak kullanılabilir.

Sıklıkla birden fazla ağrı kesici ilacı gerekli gereksiz zamanlarda fazla miktarlarda alarak ağrılarını dindirmeye/geçirmeye çalışırlar. Ancak psikolojik kökenli olduğundan ve psikolojik nedenlerle/stres verici olaylarla ağrı arttığından klasik ağrı kesicilerle ağrı geçirilemez, belki biraz azaltılabilir. Sık sık doktor ve tedavi değiştirmeye yol açan bir durumdur.

Ağrının ortaya çıkışını anlamak, bu bedenselleştirmelerini tercüme etmek psikoterapinin amacıdır. Bu anlamda kişinin ruhsal aygıtında sözel veya sözsüz ifade bulunamayanın bedende ortaya çıkış şeklidir. Ağrı veya herhangi başka bir bedenselleştirme(somatizasyon) durumunu derinlemesine anlamak gerekir.

Belirtiler

  • Düşünceler büyük ölçüde belirti düzeyinde yoğunlaşmıştır.
  • Konuşmalar hep ağrı belirtileri ile ilgilidir, tüm sorun ve yeti kaybı (fonksiyon kaybını) yaşanan bu ağrı ile açıklanmaya çalışılır veya bahane göstererek sorumluluklardan kaçınılır (sekonder kazanç). Sıklıkla bu durum “ağrım olmasaydı, şunu yapardım” şeklinde ifade bulur.
  • Ağrı sebebiyle sürekli başka hekimlere başvurulur.
  • Tanım gereği fizik bulgu olsa bile bu hastanın ağrısını açıklamakta yetersizdir.
  • Ağrıya karşı duyarlılık artışı söz konusudur.
  • Ağrı bozukluğunun nedeninin psikolojik olduğu cevabına karşı tepki gösterilir: “ben yalan mı söylüyorum, ben duyduğum ağrıyı size söylüyorum, kafamdan uydurmuyorum veya keyfimden doktor doktor dolaşmıyorum” gibi kızgınlık belirten cevaplar veya savunma gösteribilir.
  • Sıklıkla birden fazla ağrı kesici ilacı gerekli gereksiz zamanlarda fazla miktarlarda alarak ağrıların dindirilmeye çalışılması.
  • Psikolojik kökenli olduğundan ve psikolojik nedenlerle/stres verici olaylarla ağrı arttığından klasik ağrı kesicilerle ağrı geçirilemez, belki biraz azaltılabilir. Tedavi ile veya kendiliğinden düzelme olasılığı vardır. Ancak eklenen bazı diğer rahatsızlıklar ağrının şiddetlenmesine neden olabilir, sıklıkla da olmaktadır. Sıklıkla ağrı bozukluğu süregen/devamlı (kronik) hal alarak devam eder.

Tedavi

Bilişsel Davranışçı Terapiler: Gevşeme ve imajinasyon teknikleri, yeniden yapılandırma.

Psikoanalitik Grup Terapisi (Grup Analizi): Psikanalitik çerçeve dahilinde (zaman, mekan,) üyeler (4-10 kişi arası) ve kondüktörün katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Genellikle haftada bir kez bir buçuk saatlik seanslardan oluşmaktadır. Grup yeni katılımcılara açıktır ve hedeflerine ulaşmış veya kişisel süreçlerinde tatmin edici bir seviyeye ulaştıklarını düşünen katılımcıların ayrılışlarına izin verir. Terapi süresi bireysel ihtiyaçlara göre değişir (ortalama
9 ay-3 yıl).