“Grup Analizinin amacı ve etkinliği

Rahatlamaya dayalı, güvence sunan, cesaretlendirme gibi semptoma odaklı bir tedavi yöntemi değildir.

Bir katman açılır ve çok temelden nevrotik çatışmalar ve acılar ile ilgilenilir.

Ego ve süperego fonksiyonunu değiştirme ve libidoyu yayma,

Karakter yapısının temelini mobilize etme,

Kişilik üzerine radikal değişiklikler sağlayabilme,

Veya önemli ölçüde değişmesini mümkün kılabilme,

Dolayısıyla ancak psikanaliz veya benzeri derin çalışan bir psikoterapi yöntemi ile kıyaslanabilir…”

                                                    S.H. Foulkes                                                                            

Psikanalitik grup terapisi (grup analizi) bireye grup ve toplum bağlamında yaklaşım gösteren teorik ve pratik bir yöntemdir. Psikanalitik yaklaşımdan kaynak alır, ancak bir çok teori ve kuram ile uyumlu ve entegrasyon içerisinde yenilikçi bir yöntemdir.

Psikanalitik grup terapisi, bireyin kendi ve başkalarıyla ile olan iletişimini geliştirmeye çalışır. İlişkilerde bilinçaltı süreçlerin yorumlanmasını ve bunun bireyin kişisel ve toplumsal hayatındaki duygusal, davranışsal ve başa çıkma stratejileri üzerindeki etkisini çalışır.

Zaman içinde gelişen aidiyet duygusu, güvende hissetme ve yeniden öğrenmeyi mümkün kılan önemli ve çarpıcı bir yüzleşmeyle sağlanır. Psikanalitik grup terapisi, yoğun ve derinlemesine bir çalışmayı sağlamak için tasarlanmış, bireyin iç dünyasıyla karşılaşması ve bu dünyanın diğeri ile olan ilişkisini anlamayı amaçlamıştır.

Psikanalitik grup terapisi, gelişim arzusunda olmak, farkındalıklarını artırmak, kişiler arası iletişimini geliştirmek, kişisel yeteneklerini fark etmek, hüviyet yaratmak, kişiliğinin temel yapılarında değişim yaratmak, yontulmak ve potansiyellerini en üst düzeyde kullanmak isteyenler için tasarlanmıştır.

Neden psikanalitik grup terapisi (grup analizi)?

Oldukça etkili ve sonuç getiren bir terapidir. Kişinin kendi, diğerleri ve varoluşu ile ilgili sıkıntılarına, sorunlarına ve sorularına cevap ve çözüm arayan bir terapidir.

Sorunlarımızdan kurtulmak, ruhsal olarak gelişmek, birçok farklı şekilde ortaya çıkan psikiyatrik belirti veya bozukluktan kurtulmak, yaşama daha kuvvetli tutunabilmek, ayaklarımızın üstünde durabilmek ve belki de en önemlisi kendimizi daha iyi anlayabilmek ve fark etmek için psikanalitik grup terapisinden yararlanılabilinir.

Maliyeti, bireysel terapilere kıyasla daha uygundur. Haftada bir defa 90 dk. süren seanslar şeklinde uygulanır.

Karakter yapısının temelini çalışır. Kişilik üzerine radikal değişiklikler sağlayabilmeyi veya önemli ölçüde değişim sağlamayı hedefleyen bir terapidir. Bu bağlamda süregiden, değişmeyen, kısır döngüden çıkamayan her türlü sorunsal mesele psikanalitik grup terapisinin çalışma alanıdır.

Özetle, psikanalitik grup terapisi, gelişim arzusunda olmak, farkındalığını artırmak, kişiler arası iletişimini geliştirmek, kişisel yeteneklerini fark etmek, hüviyet yaratmak, kişiliğinin temel yapılarında değişim yaratmak, yontulmak ve potansiyellerini en üst düzeyde kullanmak isteyenler için tasarlanmıştır. Şifabüyüme ve değişim için bir kaynaktır.

Psikanalitik grup terapisinin (grup analizi) tarihçesi

Psikanalitik grup terapisi Siegmund Heinrich Foulkes ve Wilfred Ruprecht Bion’un 1940’lardaki özgün çalışmalarıyla başlamıştır. Foulkes ve Bion 1942 yılında ilk grup analizi seanslarına başlamışlardır. Foulkes 1952’de The Group Analytic Society (GAS), 1971’de The Institute of Group Analysis (IGA)’yı Londra’da kurmuştur.

Hem GAS hem de IGA grup analizinin dünyaya açılmasına ve birçok ülkede grup analistlerinin yetişmesine vesile olmuştur. Birçok ülkede grup analizi eğitimi verilmektedir ve grup analisti yetiştirilmektedir. İskandinav ülkeleri, Almanya, İtalya, Yunanistan, İrlanda, Portekiz, Rusya, İsrail, Türkiye ve daha birçok ülke bu listede yer almaktadır.

Ülkemizde, kendimin de kurucu üyeleri arasında olduğu İstanbul Grup Analizi Enstitüsü (IstIGA) 2014 yılında kurulmuştur.

Foulkes’un bakış açısıyla psikanalitik grup terapisi (grup analizi)

Foulkes’a göre insanoğlu doğduğu an itibarıyla kendini kaçınılmaz olarak sosyal ağ içerisinde bulmaktadır. Bu nedenle psikanalitik grup terapisini; iletişim, ilişki, diyalog kurmak açısından değerli bulmuştur. Psikanalitik grup terapisinin amacı, günlük yaşama mümkün olduğu kadar yakın bir çerçeve içerisinde psikoterapiyi, değişimi ve gelişmeyi mümkün kılmaktır.

Foulkes 1948’de yayımlanan “Introduction To Group-analytic Psychotherapy” kitabında şöyle yazmıştır:

“Bütünü onun parçalarının toplamı olarak ele almak yanlıştır,

kaçınılmaz olarak her birey,

bağlamındaki topluluk ve yaşadığı dünya içerisinde temel ve merkezi olarak belirlenebilir…

içsel/dışsal, yapısal/çevresel, birey/topluluk, fantezi/gerçeklik, beden/zihin ve…

suni izolasyon haricinde hiçbir seviyede birbirinden ayrılamazlar…’’

Bir başka deyişle, birey; kendini daha iyi anlayabilmesi için ve dolayısıyla yaşamına daha sağlıklı yön verebilmesi için kaçınılmaz olarak bulunduğu çevreyi yok sayamaz. İnsanoğlu parçası olduğu dünyayla bir kimlik kazanır. Birey, değişim veya değiştirme arzusunu ancak diğeri ve diğerleri ile olan bağlarını gözeterek sağlayabilir.

Foulkes’un grup analizi kuramında, grubun gözünde gökten yere inmiş liderin, ilkel otorite figürü olmaktan matür lider olarak algılanmaya doğru gittiği terapötik bir süreçten bahseder.

Foulkes yazılarında grup analiz fikrinin gelişmesinde, Trigent Burrow’un yazılarından, izlediği bazı tiyatro oyunlarından ilham aldığını belirtmiştir. Pirandello’nun ‘Six Characters in Search of an Author’ ve de özellikle Maksim Gorki’nin ayak takımı ‘The Lower Depth’ tiyatro oyunundan oldukça etkilendiğini yazmıştır. Ayak Takımı oyununu izledikten sonra şunları yazmıştır:

Kahramanı olmayan bir oyun,

güçlü ve adsız kuvvetler tarafından yönlendirilen

sahnede lidersiz bir grup

tiyatronun ve günlük yaşamın patojenik ve terapötik güçleri hakkında düşündüm durdum”

Foulkes psikoterapötik yaklaşımında, Freud’un çalışmaları merkezi bir rol almıştır. Ancak ilerleyen dönemde daha çok Norbert Elias’in görüşlerini ve kuramlarını (sembol teorisi vb.) benimsediği söylenebilir. Bir başka deyişle bu iki büyük düşünürün, içe dönük ve dışa dönük bakış açılarını birleştirerek psikoloji alanına bir yenilik getirmiştir. Foulkes, birey ve toplumu birbirinden ayırmaya karşı çıkmıştır. Foulkes bireylerden oluşan matriks (ağ, network) içinde hem bireyin hem de matriks bağlamındaki bireyin anlaşılması gerektiği tezini savunmuştur.

Grup analizinde bireysel psikanalizde de mevcut olan terapötik faktörler söz konusudur; bastırılmış bilinçdışının bilince getirilmesi, katarsis, içgörü, savunma mekanizmalarının analizi, vs… Ancak grupta spesifik terapötik faktörler de mevcuttur; mirror reaction (aynalama), exchange, aktivasyon, aktif katılım, sosyal etkileşim, iletişim, sosyal entegrasyon, kolektif bilinçdışının aktivasyonu bunlardan bazılarıdır.

Analitik grupta iletişim ilkel otistik seviyeden, bilinçli kendini ifade edebilme seviyesine doğru hareket eder ve terapötik etkiyi beraberinde taşır.

Terapötik grup içinde herkesin iştirak edebildiği ve birbirini anlayabildiği ortak bir alan kurar. Bu süreç içinde bireyler belirtilerin “dilini”, sembolleri, rüyaları ve elbette ki verbal iletişimi anlamaya başlarlar.

Kondüktör (analist, terapist) tüm üyelerin ifade gücü ve aralığını derinleştirmeye ve genişletmeye çabalar, aynı zamanda daha derin ve bilinçaltı seviyelerini anlamalarını da artırmaya çalışır.

Psikanalitik grup terapisi, psikanalitik çerçeve dahilinde (zaman, mekan…) üyeler ve kondüktörün katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Genellikle haftada bir kez bir buçuk saatlik seanslardan oluşmaktadır.

Grup yeni katılımcılara açıktır ve hedeflerine ulaşmış veya kişisel süreçlerinde tatmin edici bir seviyeye ulaştıklarını düşünen katılımcıların ayrılışlarına izin verir. Terapi süresi bireysel ihtiyaçlara göre değişmekte olup bireysel psikanaliz süreciyle birçok yönden örtüşmektedir.