Freud’a göre insanoğlunun doğuştan getirdiği iki temel kuvvetli eğilim vardır: Cinsellik ve saldırganlık. Bu iki temel eğilim insanoğlunun bir toplum içinde uyumlu yaşamasını zorlaştırdığından, cinsellik ve saldırganlık davranışları, ana-baba, öğretmen gibi çocuğun sosyalleşmesinde önemli rol oynayan kişilerce çocukluktan itibaren sürekli baskı altında tutulur ve cezalandırılır. “Kardeşine vurma!”, “Yapma! Ayıp!”, “Çek elini orandan terbiyesiz!”, “Oranı buranı gösterme yabancılara, utanmaz!” gibi ifadeler toplumun cezalandırıcı tutumunu temsil eder.

Freud’a göre toplum tarafından hoş karşılanmayan cinsel (libidinal) ve sardırgan (agresif) dürtüler ve bunlara bağlanmış duygu ve düşünceler bilinçdışına itilirler, çünkü bunları sürekli bilinçte tutmak bireyde rahatsızlık yaratır. Öte yandan bilinçdışına itilmiş arzuların farkında olmayız, ancak onlar bizim davranışlarımızı etkilemeye devam ederler.

İşte psikanalitik kuramlar, özellikle kişiliği ve davranışı yönlendiren bilinçdışı dürtüleri, bunlara bağlı tasarımları inceler, aynı zamanda kişiliğin nasıl geliştiği ile de ilgilenir. Dil sürçmesi, unutmalar, hatalar ve buna benzer davranışları bilinçdışındaki isteklerin ifadesi olarak kabul ve analiz eder.

Freud’un, 50 yıl boyunca duygu ve heyecan bozukluğu olan kişilerin tedavisi sırasında biçim verdiği kuramlar, 24 cildi bulmaktadır. Freud, insan zihnini bir buzdağına benzetmiştir. Suyun üzerinde yer alan ufak kısım bilinçli yaşantıyı; su altındaki çok daha büyük kısımsa bilinçdışını yani düşüncelerimizi ve davranışlarımızı etkileyen etkiler, tutkular ve erişilmez anılar deposunu temsil eder.

Freud’a göre kişilik üç ana sistemden oluşur: İd-ego-süperego. Her sistemin kendi işlevleri vardır, ancak üçü etkileşimde bulunarak davranışı yönetirler.

İd (Altbenlik): İd, yeni doğan çocukta olan kişiliğin en ilkel kısmıdır; daha sonra ego ve süperego idden gelişir. İd, temel biyolojik dürtülerden oluşur: yeme, içme, artıkları atma, acıdan kaçma ve hazza yönelme ihtiyaçları. Freud, saldırganlığın da temel bir biyolojik dürtü olduğunu söyler.

Ego (Benlik): Küçük çocuk gerçekliğin taleplerini dikkate almayı öğrendikçe, kişiliğin yeni kısmı olan ego gelişir. Ego gerçeklik ilkesine itaat eder. Uygun çevresel koşullar bulanana dek itkilerin tatmini geciktirilmelidir. Örneğin, ego gerçek dünyayı göz önünde bulundurarak koşullar uygun olana dek cinsel dürtülerin tatminini geciktirir. Ego, idin talepleri, dünya gerçekliği ve süper egonun talepleri arasında aracılık yapar. .

Süperego (Üstbenlik): Kişiliğin üçüncü kısmı olan süperego, çocuğa anne-baba ve başkaları tarafından öğretildiği şekliyle toplumun ahlak kuralları ve değerlerinin içselleştirilmiş temsilidir. Temel olarak bireyin vicdanıdır. Süperego bir hareketin doğru mu yanlış mı olduğuna karar verir. İd haz arar, ego gerçekliği test eder ve süperego ile id arasında uzlaşı sağlar, süperego ise mükemmeliyeti arar.